tembellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tembellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2013 Cuma

LİSTEM GAYET KISA

face'ime bir mesaj düştü: "daha sık ve hızlı yazmalısın hikayelerini."

bazı arkadaşlarım var böyle. arada dürterler "yaz yaz..." oysa ben yazmaktan ziyade, yaymaya odaklı insanım.

"doğru diyorsun, daha hızlı olmalıyım." dedim ona. verdiği cevap şu: 
"acele et kanka, yaşam çok kısa. doğan cüceloğlu'nun çok güzel bir uyarısı var, 3 ay ömrünüz kalsa böyle yayılır mıydınız, der."
"deli misin, üç ay ömrüm kalsa hiç kasmam. direkt yayılma moduna geçerim." dememle sohbetin seyri değişti. vay efendim demez miymişim "şunu da yapayım, bunu da yaşayayım"? yaşamak istediklerim, yarım kalan hayallerim, isteklerim ne olacakmış?
"bırak muzo ya..." dedim, "popüler kültür, modern hayat dayatması bunlar, arkadaş! üç ay ömrüm kalsa yer, içer, yatarım, keyfime bakarım."

hani, ölmeden önce yapılacak bilmem kaç şey listeleri filan yayınlar dergiler. sanki hayıflanacağım öbür tarafa gidince "anam tüh gidemedim, bilmem ne dağını göremedim" diye. öldükten sonra gider, rahat rahat gezerim. zaman sorunu yok, yol sorunu yok, kimi ikna etsem de yanımda götürsem sorunu yok, para desen hiç gerek yok... istediğin yere anında uç ışınlanır gibi, gez, gör... daha ne? artık himalayalar'a mı gidersin, bora bora adalarına mı, nereye istersen zırt oradasın... acıkmazsın, susamazsın, çişin gelmez, üşümezsin, terlemezsin karnın acıkmaz... daha ne olsun?

ingiliz independent gazetesi "ölmeden önce yapılacak 100 şey" listesi yayınlamış. haydi ilk üç neyse de, dördüncüde ruhumu teslim ederim ben zaten; "dünya şnorkelle bataklığa dalış şampiyonası"na katılacakmışız. timsahlar ısırsın o bataklıkta poponuzu. öyle oturduğunuz yerde, gazete köşenizde madde uydurmak kolay. ayol bir mucize olsa, bundan yırtsam bile beşinci madde beni kesin öldürür: "cannes film festivali'ne gidin". en sevdiğim festival. bayılıyorum orada ödül alan filmlere. izlerken ruhumu teslim edesim geliyor, üstümü başımı parçalıyorum, sıkıntıdan öldürmeyen allah öldürmüyor işte. bir de festivale gidip hepsini peş peşe izleyeceğim... peh...

"aman arkadaş," dedim "ölmeden önce yapılacaklar listesine uyacağım diye koştur koştur dağ, taş tırmanamam ben. hamakta iki saat yatsam yeter." muzo'ya kalsa; öyle şey olur muymuş, en azından ölmeden önce son sözümü söyleyeceğim insanları görecekmişim, vedalaşacakmışım... 
ne gideceğim ya?.. yattığım yerden telefon ederim ben:
"lan müdüüür... ben senin var ya, ta........dıııııııt............."

bitti gitti işte. huzur içinde ölürüm sonra.



23 Şubat 2012 Perşembe

TEMBELİZM

bugün yeni kararlar aldım. bu heves ne kadar sürer bilmiyorum ama ben karar almada bile tembelimdir aslında. "ya şunu yapsana, bunu yapsana" önerisiyle gelince biri, "amaaan yapamam şimdi, sonra, bir ara, hava soğuk, fazla sıcak, sıkıldım, uğraşamam, öfff işim çok, pöfff boşluktayım üstüme gelmeyin..." gibi, ihtiyaca göre her nevi bahaneyi üretebilirim. hiçbir şey bulamazsam, "ehi ehi... o ne yaaa... nolcak ki yapsam" derim. ciddiyetsiz insanım. "hırs lazım bana beaa" derim bir de sıklıkla. sıklıkla demişken, sıkıya da gelemem... oysa bugün bir gaza geldim, bir gaza getirdiler "yürü beeee, yaparsın sen, süpersin, bak ne güzel olacak" falan... normalde işe yaramaz hiçbiri ama çok para var ucunda diye kandırdılar. "aha" dedim, "zengin olucam galiba sonunda". lotodan vermeyen rabbim, bu yoldan verecek. "yaparım beeee" dedim, "ne var onu yapmakta, aha yapan nasıl yapmış sanki çok mu güzel, ben daha iyisini beceririm!". 'hırs' gelmiş bir an. benim gibi insana... dedim yani, "yaparım ben" dedim. çıktı bir kere ağzımdan. yarın kalktığımda bütün bu hevesim geçmiş olacak halbuki... biliyorum neticede... insan kendini bilmez mi? domuzluğum tutacak, "öf... pöf... nası yapıcam yeaaa? çok uğraştırır bu beni beaaa..." demeye başlayacağım. hayır demek mesele değil de, bugün o gazla "heeeeyttt daalın ulan, yaparım ben" diye dayılandıktan sonra geri de dönülmez.  

anlayacağınız bugünkü insan tiplememiz benim gibi tembeller...

tembeller genellikle şehirlerde yaşayıp, şehirlerde ölürler. öyle beden gücüne dayalı işleri sevmezler. mümkünse beyin gücüne dayalı işleri de sevmezler. oturdukları yerden fikir üretir ve fekat asla uygulamaya geçmezler. 'yiyeyim, içeyim, eğleneyim, oooh hayat bana güzel'ci tayfadandır onlar. evde yalnızken bile "biri tost yapsa da yesem" der; üç gün aç aç düşünürler eve kimi çağırsam da yemek yapsa bana diye. iş yapmamak için sürekli bahane ürettikleri için yaratıcı güçleri gelişmiştir. sohbetleri keyiflidir bu yüzden. sanata meraklıdırlar, özellikle de sinema ve edebiyata. oturdukları yerden en kolay yapabildikleri, film izlemek ve kitap okumaktır ne de olsa... 

bunları tanımak kolaydır. teşhisi koymak için ince gözlem gerekmez. oturuşuna dikkat edin sadece. en rahatsız, daracık tahta sandalyede bile k.çlarının üzerine oturamaz, kaykılırlar. dibi yoktur bunların adeta. her alanda yatar pozisyon yaratmayı becerirler.

bu tiplerin çalışkan oldukları bir alan mutlaka vardır fakat bazen kendileri de henüz bulamamışlardır. o noktayı keşfettiğiniz an acımayın, saldırın zayıf noktasından, alın intikamınızı. eşek gibi çalışır, gık demezler. demeyiz yani... çalışırız... ne diyeyim daha... iyiyizdir yine de be... valla bak... üşenmedim yazdım bak kaç satır. biri çay yapsa da içsek...