cep telefonu reklamları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cep telefonu reklamları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2012 Çarşamba

CEP TELEFONUMDAKİ REKLAM

öğleden sonra sevgili aradı akşam sinemaya gitme isteğiyle. malum, gidilebilecek en serin yer orası diye pek üzerinde durmadan, filmi araştırmadan hemen kabul ettim. bizimkinin sıcak başına vurdu bu aralar, sürekli yanlış yollara girip duruyor. daire çiziyoruz kipa'yı bulacağız diye. sonra da hep suçu bana atıyor. geçen gün ben çok hastaydım, yolu kaçırdı, "sana bakayım derken oldu" dedi. bugün gayet iyiydim yine daireler çizmeye başladı ama yeni bahane yok; "senin yüzünden yanlış yola girdim, sana bakarken oldu." neyse sağ salim vardık. önce kahve keyfi yaptık, hani şu su püskürtmeli serinletme yöntemi olan yerlerden birinde. ben, eve de bundan istiyorum diye tutturdum. koltuğa yayılmış, bilgisayarımı kucağıma almış yazarken şöyle tepemden arada bir minik su zerrecikleri gelse fena mı? sevgili de bu fikri sevdi. ay ne güzel olur şöyle böyle diye konuşurken ben caydım. "bunu eve yaptırmak çok maliyetli olur vazgeçelim." yani birimizin en azından mantıklı olması lazım değil mi? mantıklı bir insanım çok şükür.

sonra biletlerimizi alıp içeri geçtik. salon bomboştu. pek severim böyle boş salonda film izlemeyi. ilk iş ayakkabılarımı çıkarırım. ev moduna geçerim. ben o moda geçerken ve telefonumun sesini kapatmışken tam, alet kıpraştı. baktım bir istanbul numarası. açtım:
ben- efendim?
tel- cinsel gücünüzü artıracak...
ben- ne? (sevgiliye döndüm) a... ne diyor bu ya, cinsel gücümü artıracakmış.
sevgili- ne?
(telefonu tekrar kulağıma götürdüm)
tel.- ürünümüz bakanlık onaylı olup....
ben- hem de bakanlıktan onay almışlar
sevgili telefonu kaptı elimden ve gerisini o dinledi. arayan ne dedi o esnada bilmiyorum ama bizimki pis pis sırıtıyordu. versene ya, deyip almaya çalıştım, vermiyor. ben çekiyorum, o kulağına götürmeye çalışıyor hahaha diye gülerek. son bir hamle ile atıldım telefona "geceleriniz uzayacak" sözünü duydum ve güç bela kapama tuşuna bastım. bu arada içeri giren bir çift, tam önümüzdeki yerlerine otururken tuhaf tuhaf bize baktıysa da, bir şey anlamadılar. öyle umuyorum yani.

bu cep telefonu aracılı reklamları iyice abartmışlar anlayacağınız. sinemada ne cinselliği kardeşim! ayrıca gecelerimiz nasıl uzayacak yaz günü? doğaya aykırı. yazın gündüzler uzun ve sıcak, geceler kısa ve sıcak geçer. bunu herkes bilir. bu sıcakta da seks falan yapılamaz. ayrıca ilaç satacaklarına "bu sıcakta seks olmaz" diyenler için üretilmiş 'havadan su zerreciği püskürtmeli soğutma sistemleri' falan satmalılar.


ya da bu ilacı alana şiir yollamalılar mesaj reklam olarak. o kızı bu sıcakta başka türlü tavlayamazsın. o ilacın son kullanma tarihi geçemeden sıcakta bozulur heba olur, ben sana diyeyim.

azıcık filmden de söz edeyim; oliver stone'un yeni filmi vahşiler'i izledik. nedense çok umutlu girmemiştim filme, nedenini izleyince anladım. çok sevdiğim söylenemez yani. ayrıca pek bir tarantino kokuyordu film. gereksiz bir film olmuş kanaatindeyim. neyse yeter fazla bile yazdım film hakkında. ne o öyle sanat manat...