kırtasiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırtasiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2012 Perşembe

İÇİMDEKİ KOKOŞ

ne var yani, herkesin içinde illa bir çocuk mu olacak? benim içimde bir kokoş yaşıyor, itiraf ediyorum. dur durak bilmiyor, kemiriyor beni. nerede parıltılı bir şey görse hop ele geçiriyor ruhumu. genetik sanırım. annemde de var bir sim merakı. bazen abartıyoruz. istemeden...

baharda banyoyu yeniledik. dolapları yaptırırken, adam bizi çözmüş olacak ki, "bakın bunlar çok güzel" diyerek karteladaki siyah üzerine parıltılı beyaz damarları olan ve tam zıt kombinasyonlu kaplamaları gösterdi. "şu beyaz zeminliyi üst dolaplara, siyahı alta yaparız çok güzel olur." biz bayıldık tabii. "evet evet bu olsuuun..." diye coşmuşken babam bizi niye engellemedi bilmiyorum. erkeklerdeki bu "banane yaaa... ben mi kullanacağım sanki" rahatlığı nedir öyle ayol.

banyo bitip, dolaplar takıldığında ben işteydim. akşam eve geldim, bir hevesle banyoya koştum. annem de yanımda bitti tepkimi görmek için. düğmeye bastım, bir ışık çaktı, sonra göremez oldum. kör oldum sandım bir an. allaaam nasıl parlıyor ortalık, bakamadım. gözümü aldı resmen. 
"anne biz naptık ya..." 
"ne bileyim, çok parlak olmuş sanki..." 
"parlak kelimesi manasız kaldı bunun yanında. sahnedeyim de bütün spotlar üzerime çevrilmiş sanki, bir şey görmüyorum."
"her duştan sonra alkış isteme de..."
"kalabalık önünde anadan üryan soyunmama aldırmıyorsun da, alkışlamak mı zor geldi?"
"o kısmı da babana havale ediyorum artık!"

neyseki gündüz iyi, akşam lambanın yansımasıyla var olan ışık oyunlarına da alıştım zamanla. yeni aplik sayesinde ışık direkt patlamıyor simlerde artık. 

carrefour'da bu parıltılı şeyleri görünce de dayanamadım işte. hem fiyatları da çok uygundu. kalemler 2,50 tl. bir tane fiyatına tüm set. üstelik simli yazanlardan. 




kalem kutuları ise 3,90. 




ben yeşil, simli olanı makyaj çantası yapmayı düşünüyorum caymazsam.  çantaya öyle çok şey koyuyorum ki; kitap, defter, kalem kutusu, ıvır zıvır... makyaj çantaları ya fazla büyük geliyor, çok yer kaplıyor ya da tam tersine... bunun boyu ideal göründü gözüme.

sevgili olmasa kendimi tutamayıp birkaç tane daha alabilirdim. harika şeyler vardı. su mataraları bile güzeldi. rengarenkler, insanı baştan çıkarıyorlar. hani neredeyse alacaktım. ah ah şimdi çocuk olmak varmış...

son söz: kalemleri kaçırmayın derim.bir tanesi o fiyata normalde çünkü.


12 Mayıs 2012 Cumartesi

DOLMA KALEMİN HASTASIYIM, KARALAMANIN USTASIYIM

bugün bir mutluluk havası estiriyordum ki sormayın... sonunda lenslerime kavuştum. daha önce bahsetmiştim doktorun lens yasağı koyduğundan (burada). yeter bu kadar, çok bile dinlendi gözlerim dedim ve lens aldım. gözlükten nefret ediyorum. resmen ediyorum ya napayım, elimde değil. 

taktım lensleri; dağıttım, saldım saçları, hatta kalem bile çektim gözlerime, fırladım sokağa. sevgilinin bugün için sözü vardı, beni altınyol'daki büyük kırtasiyeye götürecekti. pek mutluydum, çok mutluydum, en mutluydum. 

uzun zamandır dolma kalem almak istiyordum. ev dolma kalem mezarlığı... uzun, tabut gibi bir kutuda saklıyorum cesetleri. atmam, koleksiyonum var. 

kırtasiyeye girince bir şaşkınlık anı yaşamadım değil. gözlerim fal taşı gibi açıldı, öyle kaldım. sağa sola bakındım, kendime hemen bir rota çizdim. "şuradan başlayalım" dedim ama bir baktım iki dakika içinde sevgili yok olmuş. dağınık dağınık geziyor. bense rotamdan inatla şaşmadım. atladığım hiçbir koridor olmamalıydı, her şeyi görmeliydim. arada yanıma gelip "bak şurada çok güzel kalemler var, tam senlik orası" diye aklımı çelmeye çalışan sevgiliye bir çalım atıp, beni baştan çıkarmasına, rotamdan sapmama sebep olmasına izin vermeden devam ettim yoluma. normalde böyle değilimdir ha... öyle planlı programlı iş yapamam hiç. kırk yılın başı bir plan yapsam, onu ilk bozan yine ben olurum. "amaaan sıkıldım" der iki dakkaya cayar, yine kafama göre takılmaya başlarım. bugün hayatımın en kararlı günüydü galiba. 

kırtasiye epey büyük sayılmasına rağmen, aradığım her şeyi bulamadığım için biraz hayal kırıklığı yaşadım aslında. stickerlar çok çeşitli değildi mesela. istediğim mini post-itler çok pahalıydı. gerçi ben o fiyat etiketinin yanlış olabileceğinden şüphelendim ama sevgili "doğrudur" dedi. ayrıca dekoratif bantlardan da bulamadım. yine de mutluydum. her zamanki gibi simli yazan kalemlerden aldım. bir de hani olur ya tavana yapıştırılan, karanlıkta parlayan şekiller... bende yıldızlar vardı, orada da yunus ailesi buldum, aldım. en sevdiğim figürlerdendir yıldız ve yunus. bir de melek figürünü çok severim, hani rönesans resimlerinde bolca kullanılan çocuk melekleri ama... keşke onlardan da yapsalarmış.

dolma kalemde çeşit ne çoktu, ne de az. 23 liradan 1500 liraya kadar her bütçeye uygun vardı diyebilirim. ben ucuz bir şey almak istiyordum bu kez. bütün iyi marka dolma kalemleri bir şekilde yaralayıp ya da öldürüp tabutta biriktiren biri olarak, kendime güvenim tamdı. yeni alacağımı da kısa sürede tabuta göndereceğim konusunda yani. o yüzden ucuzuna kaçtım. bir tane beğendim, tükenmez kalemi ile takım. üstelik fiyatı sadece 23 TL. bir süre tereddüt ettim,  iyi yazıyor mudur, ucu nasıldır falan diye. bizimle ilgilenen kızdan bilgi alabilmek için birkaç soru sordum. öyle cevaplar verdi ki, ("bütün dolma kalemlerin ucu aynıdır" gibi) bir baktım ben kıza dolma kalem konusunda bilgi veriyorum. çok kararsız kaldım. sonra aldım, nasıl olsa pahalı bir şey değil diyerek. çok mutlu oldum. çok çok çok mutlu oldum.

oradan çıkıp kendimizi karşıyaka'da, benim işime yakın olduğu için sık gittiğimiz, sahildeki yere attık. çayları söyledik, ben hemen açtım poşeti, sevdim kalemlerimi... sonra taktık kartuşunu ve denedik.  değişik kağıt cinsleri üzerine bol bol imza attım, adımı yazdım, yetmedi başkalarının adına geçtim, bir sürü  karaladım, sırf yazmış olmak için saçmaladım... dolma kalemim harika yazıyor. cidden bak. hem ucuz, hem güzel. aslında "içimdeki kokoş" açığa çıkmış, taşlı dolma kalem istemiştim ama bu da güzel. zaten orada taşlı yoktu hiç.

bu yunusların bir de pembeleri vardı ama ben mavi aldım.






kalemin gövdesi deri dokusu...



aşağıdakiler de simli yazan kalemlerim. fakat fotoğraf kalitesi iyi olmadığı için parıltılar görünmüyor sanırım.





bu beşli kalemleri daha önce almıştım. yine de göstereyim dedim. üçgen formda oldukları için biraz endişeliydim ama ele gayet iyi oturuyor, kullanımı kolay. sanırım kenarları sivri olmadığı için normal yuvarlak bir kalemle yazıyormuş hissi yaratıyor. özellikle su yeşili olana bayıldım. sırf onun için aldım desem yeridir.




24 Nisan 2012 Salı

BAZEN ALMAK İÇİN SEBEP GEREKMEZ

büyük marketlerden biri, 23 nisan nedeniyle çocuk kitaplarında %50 indirim yapmış. yeğenime boyama kitapları almak için daldım içeri. sevgili kapıda bekliyor, fazla oyalanmayayım dedim. bir baktım aynı indirim kırtasiyede de var. renkli kalemler koymuşlar, hemen kaptım beşli bir poşet: siyah, kırmızı, turuncu, eflatun ve su yeşili var içinde. tam gidecekken rengarenk silgiler, başka kalemler de gördüm, baktım ama alamadım. sevgiliyi bekletmeyeyim diye, ayağı ağrıyor son günlerde... ana sınıflarında çokça kullanılan, desenli kesen makaslardan gördüm o sırada. hem de makasın uçları değişiyor, farklı desenler oluşturabiliyorsun. beş farklı ucu var. tabii onu da aldım hemen. hızla çıkıp yanına geldim, vicdanen rahatlamak için de "kırtasiyede de indirim yapmışlar, çok güzel şeyler vardı ama seni bekletmek istemedim. renkli tükenmezlerim bitiyordu, bunları aldım, makas aldım bir de çok güzel" dedim. "ha... ufaklığa mı?" dedi. "ıııh... bana...". anlamsız bakıyor sevgili. "ama bir sor niye aldım? çok gerekli bunlar" dememle kahkahayı bastı. "rengarenk makaslar mı?" dedi. "evet ama gerçekten çok gerekli bunlar. çok lazım oluyor." alla alla... inanmadı. niye makas lazım olmasın ki? her eve lazım hem. "ama bi sor, bi sor neden aldım?" dedim durdum gidene kadar. sormadı. 





ne keseceğimi ben de bilmiyorum aslında. sormadığı iyi olmuş. yine de çok güzeller. 


7 Nisan 2012 Cumartesi

GÜZEL DEFTERİM

geçen hafta cuma günü, rüzgarlı havada mordoğan'da dağ tepe gezince öyle bir tutulmuşum ki, baş ağrısı tavan yaptı ertesi gün. üzerine bir de gözlüklerimi camı değişsin diye bir saatliğine bırakmak zorunda kaldım, tam oldu. gözümü açamaz oldum ağrıdan. yetmezmiş gibi bir de mide bulantısı eklendi... işten eve gönderildim cumartesi günü. görenler halime acıdı.

lenslerimi özledim ben.

pazar günü nispeten iyiydim, biraz hava almak için dışarı çıktık sevgili ile. çıkmışken kitap aldık birkaç tane. kitap almışken defter aldık. o kadar mutlu oldum ki, ne baş ağrısı kaldı, ne mide bulantısı. mutlu mutlu döndüm evime. yalnız bir sorunum var, kullanmaya kıyamıyorum şimdi de. ne için kullanacağıma bir türlü karar veremedim. böyle güzel başka defterlerim de var ama bunun kadar hafifi yok. çantada taşımak için çok ideal. iş için mi kullansam, kendi kişisel notlarım için mi diye bir haftadır düşünmekten deftere elimi süremedim. gidip bir tane daha mı alsam bu kararsızlığa son vermek için acaba? bööle üzerinde yazılar var, kırmızı lastiği var... ama çoook güzel... durun hatta resim koyayım görün, belki siz de alırsınız. bir de bunun zıt renkleri vardı; beyaz zemin üzeri siyah yazılar... o da çok güzeldi. ondan alayım ben tamam. teşekkür ederim yardımcı olduğunuz için. ben niye düşünemedim ki bunu...




beğenip isteyen olursa bilgilendireyim, inkılap'tan aldım. fiyatı 8,50.