kürtaj yasağıyla "namus" cinayetlerinde yeni bir çığır açacağız, büyük bir patlama yaşayacağız. malum, tecavüze uğrayan kadın bunu artık kimseden gizleyemez hale gelecek. karnı şişecek, hamile olduğu anlaşılacak ve parmakla gösterilecek. mahalle baskısı devreye girecek. "kim bilir kimle kırıştırdı fahişe" lafları dolanmaya başladığında etrafta, baba çıkıp "yok len bizim kız masum, tecavüz etmişler." mi diyecek? yoksa "bu kızın karnı büyümeden öldürüverelim. gizleyemeyiz de..." mi?
bir de madalyonun diğer yüzü var tabii... evlilik dışı ilişki yaşayan bir kadın hamile kalırsa ve "namus" cinayeti korkusuyla bebeği aldırmak isterse? bu kez de merdiven altı kasaplarının -işi bilmeyip başımıza cerrah kesilenlerin- elinde ölüme gidecek. ya da o eski türk filmlerinde gördüğümüz gibi, şişle, demir çubukla kendi kürtajını yapmaya çalışırken...
bir gazete haberi hatırlıyorum, çok değil, birkaç sene öncesinden... yeni evli genç bir çift hakkında. nişanlılık döneminde yaşadıkları cinsel ilişki nedeniyle kız hamile kalıyor. birkaç ay sonrasında evleniyorlar. fakat bebeği doğurursa evlenmeden önce hamile kaldığı anlaşılacak. üstelik yasal süre aşılmış. ailelerinin korkusuyla kendisine doktor diyen bir yaratık ile anlaşıp kürtaj yaptırıyorlar. sonuç mu? kız ölüyor. düşünün, evlenmelerine rağmen üzerlerinde baskı hisseden bu insanlar bir de evli değillerse neleri göze alırlar?
bizde namus, KADINın bacaklarının arasındadır. oysa bekçisi erkektir. bu nasıl bir çelişkidir? bacaklarımızın arasındaki "şey" bize ait değil. en mahrem organımızın sahibi bir başkası. onun isteği dahilinde kullanıma açılır ya da kapatılır. kadın söz söyleme hakkına sahip değil.
peki erkeğin neresi kadına ait hiç düşündünüz mü? ben söyleyeyim; midesi. bizim görevimiz de, erkeğin midesine bekçilik etmek; doyurmak, sulamak... bizden habersiz o mideyi kullanıma açtığında namus cinayetleri işlemeliyiz! evet kesinlikle bunu yapmalıyız (!)
son olarak diyorum ki; bunların anaları zamanında kürtaj olaydı iyiydi.
bir de madalyonun diğer yüzü var tabii... evlilik dışı ilişki yaşayan bir kadın hamile kalırsa ve "namus" cinayeti korkusuyla bebeği aldırmak isterse? bu kez de merdiven altı kasaplarının -işi bilmeyip başımıza cerrah kesilenlerin- elinde ölüme gidecek. ya da o eski türk filmlerinde gördüğümüz gibi, şişle, demir çubukla kendi kürtajını yapmaya çalışırken...
bir gazete haberi hatırlıyorum, çok değil, birkaç sene öncesinden... yeni evli genç bir çift hakkında. nişanlılık döneminde yaşadıkları cinsel ilişki nedeniyle kız hamile kalıyor. birkaç ay sonrasında evleniyorlar. fakat bebeği doğurursa evlenmeden önce hamile kaldığı anlaşılacak. üstelik yasal süre aşılmış. ailelerinin korkusuyla kendisine doktor diyen bir yaratık ile anlaşıp kürtaj yaptırıyorlar. sonuç mu? kız ölüyor. düşünün, evlenmelerine rağmen üzerlerinde baskı hisseden bu insanlar bir de evli değillerse neleri göze alırlar?
bizde namus, KADINın bacaklarının arasındadır. oysa bekçisi erkektir. bu nasıl bir çelişkidir? bacaklarımızın arasındaki "şey" bize ait değil. en mahrem organımızın sahibi bir başkası. onun isteği dahilinde kullanıma açılır ya da kapatılır. kadın söz söyleme hakkına sahip değil.
peki erkeğin neresi kadına ait hiç düşündünüz mü? ben söyleyeyim; midesi. bizim görevimiz de, erkeğin midesine bekçilik etmek; doyurmak, sulamak... bizden habersiz o mideyi kullanıma açtığında namus cinayetleri işlemeliyiz! evet kesinlikle bunu yapmalıyız (!)
son olarak diyorum ki; bunların anaları zamanında kürtaj olaydı iyiydi.