tüyap konusunda Avram ikidir arkamdan atıp tutuyor. sırf kendimi savunmak için ayrı bir yazı yazmam lazım ama üşeniyorum. sadece ilk yazısına cevap vereyim.
yağmur yağarken onu bir kenara atmışım, kitaplarımı koruma telaşı içindeymişim. ne var ki bunda? olayı şöyle özetleyebilirim:
şimdi bu, "nehirin karşı kıyısına geçmek için bir sandal var. yanınızda da bir kuzu, bir kurt, biraz da ot var. üçünü aynı anda götüremiyorsunuz, bir kerede tek şey taşıyabilirsiniz. kurt kuzuyu yer, kuzu otları yer malum, dolayısıyla bunları yalnız bırakamıyorsunuz. üçünü karşıya hangi sırayla, nasıl geçirirsiniz?" meşhur sorusuna benziyor. yağmur var (nehir), tek bir şemsiye var (sandal), bir kuzu (kadın), bir kurt (erkek), bir de otlarımız (kitaplar) var. nehirin karşı tarafına nasıl taşıyacağız bunları ıslanmadan? kurt ile kuzu ıslansa da olur, kururlar. otları iyi korumak lazım. sizce de öyle değil mi?
yağmur yağarken onu bir kenara atmışım, kitaplarımı koruma telaşı içindeymişim. ne var ki bunda? olayı şöyle özetleyebilirim:
şimdi bu, "nehirin karşı kıyısına geçmek için bir sandal var. yanınızda da bir kuzu, bir kurt, biraz da ot var. üçünü aynı anda götüremiyorsunuz, bir kerede tek şey taşıyabilirsiniz. kurt kuzuyu yer, kuzu otları yer malum, dolayısıyla bunları yalnız bırakamıyorsunuz. üçünü karşıya hangi sırayla, nasıl geçirirsiniz?" meşhur sorusuna benziyor. yağmur var (nehir), tek bir şemsiye var (sandal), bir kuzu (kadın), bir kurt (erkek), bir de otlarımız (kitaplar) var. nehirin karşı tarafına nasıl taşıyacağız bunları ıslanmadan? kurt ile kuzu ıslansa da olur, kururlar. otları iyi korumak lazım. sizce de öyle değil mi?
